Orfoz Balığının Balık Merasındaki Önemi

Orfoz Balığının Balık Merasındaki Önemi :

ORFOZ –

Orfoz taş balığı olması dolayısı ile taşlık bölgelerde yaşar. Yaşadığı merada mümkün olduğu kadar çok taşın altını kolayca girebileceği şekilde boşaltır. Meradaki altı boşaltılmış her taş Orfoz için tehlike anında sığınma mekanıdır.

Orfoz balık merasında kendisinin güvenliği ve rahat avlanması için taşların altını boşaltırken diğer taş balıkları içinde korunma ve af mekanları hazırlamış olur. Bu şekilde her altı açılan taş meradaki balık miktarının artmasını sağlayarak meranın daha verimli bir mekan olmasını sağlar. Özellikle Karagöz türü taş balıkları için altı boşaltılmış taşlar Orfozlar ile beraber ortak kullanım alanlarıdır. Bir tehlike anında Orfozlar ve Karagöz türü taş balıkları bir taştan diğer taşa geçerek kendini kaybettirerek kendine göre bir savunma stratejisi geliştirir.

Hayatım boyunca yapmış olduğum her dalışta Orfozun bulunduğu her meranın çok fazla balığın yaşadığı yerler olduğunu gözlemledim. Merada Orfoz Miktarının artması ile meradaki farklı türlerde de hızlı bir artış gözlenir. Aynı şekilde Orfozun azaldığı meralarda da diğer bütün balığında hızla azaldığını tespit ettim. Bu Orfozların mera için ne kadar önemli olduğunu en önemli göstergesidir.

Bir merada orfoz miktarı azaldığında taş altlarının yavaş yavaş kumla dolması neticesinde diğer balıklar yuvalanma ve savunma konusunda sıkıntıya düşer. Bu durumda merada Orfozun azalmaya başlamasına paralel olarak diğer taş balıklarının da azalma gözlenmektedir. Bunun en temel sebebi yuvaların kumla dolmaya başlayarak yuva ve barınak olma vasfını kaybetmesidir.

Bir merada Orfozlar korunması durumunda seneler içinde büyüdüklerinden ebatlarına uygun olacak şekilde kullanmakta olduğu taşların altını da genişletir. Bu durum merada yaşayabilecek diğer taş balıklarının miktarını da arttırmış olmaktadır. Bu durum onların korunmasını zorunlu kılan en akılcı gerekçedir.

Orfoz Balığının Balık Merasındaki Önemi

 

Bir önceki yazımız olan BALIK AVI MUTLULUGU PAYLASILINCA GUZEL başlıklı makalemizde Adrasan, Balık Avı ve Balık Avı Mutluluğu Paylaşılınca Güzel hakkında bilgiler verilmektedir.

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Menderes Yahşi hakkında

Menderes Yahşi: (Rehber ve dalış eğitmeni) 8 Mayıs 1962 senesinde İstanbul doğdu. İ.Ü. İktisat Fakültesini 1986 yılında bitirdi. 1989 - 1995 senelerinde bankacılık. 1995 - 2003 senesinde kurucularından olduğu Escortland Taksim'de bilgisayacılık yaptı. 2003 senesineden beri Antalya-Adrasan'da Deepfishing ve Adrasanbalik olarak, balık avı turları düzenliyor. Evli, bir çocuk babası.
Bu yazı BALIK AVI, BALIK AVI EGITIMI, FOTOĞRAFLAR kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Orfoz Balığının Balık Merasındaki Önemi için 12 cevap

  1. irfan unver der ki:

    Bilgilerine katılıyorum. İlave veya tamamlayıcı olması bakımından bende sunu eklemek istiyorum.. Orfoz balıklarının yuva larının diğer balıklarada yuva görevi yapıyor..Ancak, bu durum aynı zamanda orfozunda o bölgeye yerleşen balıkları kolay av olarak yemesi nedeni ile bilinen beslenme zinciri ortaya çıkıyor..Zaten bu sadece orfoz değil, diğer balıklar içinde geçerli.. Örneğin akya balığı olduğu yerde, ona eşlik eden birçok balık görebiliyoruz.. Zaten zıpkınla dalışta , eğer aşağıda bir hareketlilik varsa , anla ki orada bildiğimiz baba balıklardan da vardır..Özetlersem, doğal denge, kendi dengesini kuruyor. Bu nedenle biz insanlar,bilinçsizce avlanırsak, doğal dengede bozulacak ve şu anda gözlemlediğimiz gibi, bu büyük balıkları, bırak avlamayı, denizlerde göremeyeceğiz bile.. Bu nedenle bizde artık, sportif amaçlı ( yakala-bırak ) balık avcılığına başlamalıyız… Selamlar.

    • Menderes Yahşi der ki:

      Evet, gözlemler çok doğru. Bir yerde balık hareketi başladığında, diğerleri için toplanma ve beslenme mekanı da belli olmuş demektir. Bütün canlılar için de bu böyle değil midir? Koloni yaşamı gibi, şehir yaşamı gibi. Yaşam içinde her canlı öyle veya böyle bir diğerinin ihtiyacını doğal olarak karşılar veya çalışmasıyla o ihtiyacı giderecek ürünü üretir. Yani ihtiyaçlar topluluk içinde giderilebilir. Topluluklar bir sebeple dağıldığında ihtiyaçların karşılanmak zora girmeye başlar.

    • zafer der ki:

      Türkiye spin avcıları gurubunun bir yöneticisi olarak diğer gruplardaki arkadaşlarımızla vicdanı limitlerimizi yükselterek yakala bırak avcılığını teşvik ediyoruz. Mesela, Levrek avında vicdani boyumuz 45 cm. dir.

      • Menderes Yahşi der ki:

        “Vicdani Limit” kavramını ön plana çıkararak insanların kendi limitlerini yukarı çekmesi konusunda bilinç oluşturmak çok önemli bir çabadır. Bu çabanızı kutluyor ve destekliyorum. Bu konuda bizde balık avı turlarımızda pek çok limit arttırımı yapmış durumdayız. Bunları şu şekilde sıralamak mümkün:
        – 14 senedir teknemize Orfoz Balığı almadık. Her avımızı geri saldık.
        – Yem balığı sayısını her sene düşürerek, artık 3 – 4 balıkla sınırladık.
        – Ufak balık ve Palamut avı için gelen balık avı tur taleplerini kabul etmez olduk.
        – Her turda sadece bir büyük balık avı kuralı getirdik. (Alınabilecek büyük balık en küçük 3 Kg olmalıdır.)
        – Katılımcıları sportif balıkçılık yöntemlerine yöneltmek adına tut bırak avını özendirdik.
        – Katılımcı avladığı balığı yemeyeceği veya almayacağı her durumda balığı geri saldık.

        Bu limit ve kuralları her sene öğrendiğimiz yeni bilgiler çerçevesine güncelleyeceğiz.

  2. cemal ÜNSAL der ki:

    Söylediklerinize katılıyorum. Ancak, ülkemizde balık türleri hızla azalmakta ve mevcut olanlara da tek tük rastlamaktayız. Bunun önlemenin en kolay yolu trollerin avlanması gereken yerlerde avlanmaları. Kıyıya yakın yerlerde değil. Birde amatör olarak plaj iskelelerinden avlananların küçük balıkları geri atmamalarıdır. İnanır mısın, her bir kişi onlarca küçük yenmeyecek balıklar tüketiyor. Bir ilçede yazlık sitede 10 avcı olduğunu düşünün, bir de ilçenin tamamında avlananları. Binlerce yavru porsiyonun 4/1 bile olmayan balıklarla avlanıyor. Amatör balıkçıları çeşitli reklamlarla bilinçlendirmeliyiz. Bence ben elimden geleni yapıyorum. Bir lokma balığı da avlamıyorum. Yakında balığa hasret kalacağız. Saman gibi çiftlik balıkları hariç.
    Saygılarımla.

    • Menderes Yahşi der ki:

      Tespitlerinize katılmamak mümkün değil. Ancak tespitlere ilaveler yapabilirim. Türkiye denizleri mera ve göç verimliliği açısından çok elverişli bir dip yapısına sahip. Balığın azalmasında en önemli pay deniz kirliliğine ait.Birinci iş deniz kirliliğinin önlenmesi olmalı. Buna en kestirme çözüm; tekne sintine ve çöplerinin bütün limanlarda para karşılığı satın alınmasıdır. Böylece kimse sintine ve çöpünü denize atmayım limanlara para karşılığı teslim eder. Böylece denizi temizlemek için yüksek bedeller ödemekten kurtuluruz. Ayrıca, sintine yağları dönüşüm fabrikaları kurularak istihdam ve bu iş için gelir elde edilme yolları açılmış olur.
      Türkiye meraları çok verimli alanlar olduğu için denizin temizlenmesi ile birlikte ufak balıklar kıyılarda hızla çoğalacaktır. Kıyılarda çoğalan ufak balıklar büyük balıkları kıyılara çekerek o bölgedeki balığın hızla çoğalmasını sağlar. Bizde balığın çoğalma çabasına kıyılarda ağ atmayarak destek verirsek süreç çok hızlanır. Bu aşamada en önemli çözüm: Kıyıların balıkların üreme, çoğalma ve beslenme alanları olduğunu kabul ederek, kıyıların balıkların özgür yaşam alanları olarak ilan edilmesidir. En azından 5 yıl kıyıların 200 – 300 m kısmına hiç dokunmamamız gerekir.
      Trollerin Avlanmasına Gelince:
      Bence Trol avcılığı hemen tarih olmalıdır. İnsanlık tarihinde balık meralarına bu kadar zarar veren bir avcılık yöntemi yoktur. Resmen bindiğin dalı kesmekten hiçbir farkı yoktur. Hatta gırgır teknelerinin avcılık şekilleri de daha rasyonel olacak şekilde düzenlenerek, balıklar üzerindeki ölümcül baskısı kaldırılmalıdır. Balığın çoğalmasına katkı sağlayan, gırgırcı esnafı için daha verimli ve karlı olacak avcılık yöntemlerine geçilmelidir. Bu yöntemlerle ilgili dünya üzerinde uygulanmakta olan pek çok örnek vardır.
      Kıyılarda bebek düzeyindeki balıkları avlamanın amatör balıkçılıkla bir ilgisinin olmadığı kamu spotlarıyla halka anlatılarak kamuoyu oluşturulması fikri çok doğru bir yoldur. Ayrıca ilkokullarda ders konusu yapılmasında da büyük fayda vardır. Büyüklerimizin dediği gibi ağaç yaşken eğilir. Sonrasında eğip bükmek zor olur.
      Ayrıca balık stoklarımızı korumanın en doğru ve kolay yolu da, balık avı denetimini karaya çekmekten geçmektedir. Karada T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı koordinasyonluğunda belediyeler ve maliye tarafından yapılmalıdır. Denize kıyısı olan her ilde bir veya iki tane balık hali olduğu düşünülürse, bir ildeki yüzlerce belediyeden görevlendirilen ve görev zamanı değişken olan ve sürekli değişik görevliler tarafından yapılan denetimle ve maliyenin fatura denetimiyle kolayca yapılabilir. Gerekirse kamera sistemleriyle ilave denetimler de yapılabilir. Hallerin yanında büyük balık satış noktaları ve balık lokantalarının benzer denetimleri ile bu iş kökten çözülür. Hiçbir avcı satamayacağı balığın avını yapmaz. Bu şekilde denizde denetim yapmaya gerek kalmaz.

      Bütün bunların ötesinde halka, balığın ekonomik boylarda avlanmasını ülke ekonomisine ve dolayısıyla kendi kişisel gelirlerine ne kadar faydalı olacağı anlatılmalıdır.

  3. Timur der ki:

    Merak ediyorum. Örneğin Lüfer’de ” defne yaprağı, çinekop, sarıkanat v.s. bir sıralama var. Orfoz’un sıralamasına hiçbir yerde rastlayamadım. Biliyorsanız bilginizi paylaşır mısınız? Teşekkürler.

    • Menderes Yahşi der ki:

      Bu şekildeki balık isimleri genellikle çok sorulan sorulardan birisidir. Bir balığın bir den fazla isimle sınıflandırılması, o balığın hangi boy aralığında olduğunu belirtmek için yapılır. Bu genellikle çok bilinen ve çok avlanan balıklar için yapılır. Örneğin Lüfer ve Palamut gibi. Değeri yüksek olanların daha fazla ismi olur. Çünkü her boyun özel önemi vardır. Az bilinen balıklar tek isimle anılır. Büyüğü de küçüğü de aynı isimle belirtilir. Büyüklüğünü belirtmek için ya metre ile ifade edilir. Ya da Kg olarak büyüklüğü belirtilmeye çalışılır.

      Lüferde çok fazla isimle balığın anılmasının sebebi, hangi boy aralığında olduğunu anlatmak içindir. Orfoz balığı için bu tür bir isimlendirme yoktur. Çok fazla pazar balığı olsaydı, o zaman Orfoz içinde bu tür bir isimlendirme yapılırdı. Belki yöresel olarak çok avlanan ve pazarı olan yerlerde bu tür bir isimlendirme olabilir. Örnek: Porsiyonluk gibi…

  4. Erkut der ki:

    Evet, Trol tekneleri kontrol altına alınmalıdır. Ama maalesef bırakın yasaklamayı Saroz Körfezini talan etmelerine göz yumuluyor. Bir diğer yanlış ise, av yasaklarının uygulamaya geçtiği aylarda (1 Nisan – 31 Ağustos) Gırgır ve Trol tekneleri ava çıkamazlar. Buna karşılık balık kıyılardayken Voliciler balığı katlediyorlar. Havyara giren balığı kıyılarda geceden sabaha kadar süren bir fırsatçılıkla avlıyorlar. Bence Voliciler balık neslinin tükenmesinde baş rolü oynamaktadır.

    • Menderes Yahşi der ki:

      1 Nisan – 31 Ağustos ayları arasında balık yasakları uygulanırken Gırgır ve Trol tekleri av yapamazken Voli teknelerinin av yapmasına izin verilmesi hiç anlaşılır değildir. Voli teknelerinin yumurtalı balığı avlamasının hiç izah edilebilir tarafı yoktur. Voli teknesi av yapabildiği bir dönemde her türlü yasak avın gizlenebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi mümkün olmaktadır. Zannediyorum balığın yasak olduğu dönemde Voli teknesine izin verilmesinin gerekçesi; az da olsa insanların deniz balığı yeme şansını elde etmesidir. Ama bu doğru bir uygulama değildir. Bu dönemde pek ala balık ithali yapılabilir. Bu şekilde denizlerimizin daha etkin korunması sağlanmış olur. Voli tekneleri gerçekten meralara çok büyük zararlar verebilmektedir. Buna en önemli örnek: Bir Voli teknesinin av yaptığı bir merada 4 sene balık olmamasıdır. Bunu bizzat yaşayarak şahit oldum. 2013 senesinde bir Voli teknesi Adrasan Feneri ile Hacivat Burnu arasında 60 -100 parça 10 -20 Kg arası Akya avı yaptı. Sene 2016 hala bu bölgede Akya avı yapmak mümkün olmuyor. Diğer benzer işleme tabi olan meralardan edindiğim tecrübeye istinaden Akya avının 2017 den sonra yapılabileceğini söyleyebilirim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir