OLTALARINDA BUYUK BALIK EKSIK OLMADI

Oltalarında Büyük Balık Eksik Olmadı :

AKYA AVI VIDEOSU –

Balık avı turuna, balık avı yapacağına dair içinde hiç bir tereddüt ve şüphe duymaksızın ve balık avı turuna çok fazla anlam yüklemeden gelindiğinde, eğer arkanızda sizi kıskanacak veya aşırı taleplerde bulunan kimseler bırakmamışsanız başarılı olma ihtimaliniz artmaktadır. Yoksa balık avı yapacağınıza dair tereddütleriniz varsa, balık avını istatistiklerle değerlendiriyorsanız , evde sizden çok fazla balık bekleyen onlarca insan varsa, birilerine hava atmak için iddialı laflar ederek onların olumsuz enerjisini kendinize yüklemişseniz balık avı yapma şansınızı yok ettiğinizden emin olabilirsiniz. Bu hal içindeyseniz tavsiyem, balık avı turuna gelmek yerine balık halinden balık alıp o kişilere ziyafet çekmeniz daha hayırlı olacaktır.

Balık avı turuna güzel bir ortamda arkadaşları ile balık avının keyfini yaşamak için gelmiş bir grubun hikayesini anlatacağım. Bu hafta turumuza katılan Ufuk – Erdal ve Uğur beyler böyle düşünen bir arkadaş grubuydu.
Sabah güneş doğmadan Adrasan Sahilinden denize açıldık. Yemlik Palamut avı pek uzun sürmedi. Yemlikleri garanti altına alınca hemen Pırasalı Ada istikametini tuttuk. Pırasalı Ada etrafında bir kaç büyük Yazılı Orkinos avından sonra Akya oltasının hazırlığı için adadan biraz açıldık. Oltalar hazır olunca sıra ile denize bırakarak Pırasalı Adanın etrafında turlayıp Adrasan Koyuna doğru yol almaya başladık. Daha önce sıkça Akya avı yaptığımız yerlere özenle bakarak yolumuza devam ettik.

Gemliyik Koyu ve Tuzla Adalarının olduğu bölgelerden çok umutluydum, ama oralarda hareket olmayınca yolumuza devam ettik. Akseki Koyunda Balon Balıkları oltaya müdahil olunca yemleri tazeleyip yolumuza devam ettik. Kalomanın şiddetle akması çok uzun sürmedi. Kaloma o kadar şiddetle akıyordu ki, hemen boştaki oltayı toplayıp açık suya doğru çıkmaya başladık. Bu şekilde Akya da yorulduğundan mücadele gücümüz artıyordu. On beş dakika sonra tekneyi durdurduğumuzda Akya mücadelesine kaldığımız yerden devam ettik. Herkes sıra ile oltayı çekerek diğerinin de avdan aynı keyfi almasını sağladığı gibi, dinlenmek için de fırsat buluyordu. Yarım saat sonra Akya teknenin altından parıldayarak ve dönerek yukarı doğru gelmeye başladı. Teknenin yanına geldiğinde muhteşem gözüküyordu. Herkes büyük bir heyecan içindeydi. Akya’yı tekneye aldığımızda artık herkesin mutluluğu tamam olmuştu.

Oltalarında Büyük Balık Eksik Olmadı

 

Bir önceki yazımız olan AKYALAR PESLERINI BIRAKMADI başlıklı makalemizde Adrasan, Adrasan Balık Avı ve Akya Avı hakkında bilgiler verilmektedir.

Menderes Yahşi hakkında

Menderes Yahşi: (Rehber ve dalış eğitmeni)

8 Mayıs 1962 senesinde İstanbul doğdu. İ.Ü. İktisat Fakültesini 1986 yılında bitirdi.
1989 – 1995 senelerinde bankacılık. 1995 – 2003 senesinde kurucularından olduğu Escortland Taksim’de bilgisayacılık yaptı. 2003 senesineden beri Antalya-Adrasan’da Deepfishing ve Adrasanbalik olarak, balık avı turları düzenliyor. Evli, bir çocuk babası.

Bu yazı BALIK AVI, BALIK AVI HİKAYELERİ, BALIK AVI VİDEOLARI, FOTOĞRAFLAR kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

OLTALARINDA BUYUK BALIK EKSIK OLMADI için 2 cevap

  1. erdal ALP der ki:

    Dar Geçit ve Lichia Amia…

    Her ikisinin diğer adıdır, biri Adrasan bildiğimiz, öteki ise Akya; avını düşlediğimiz….

    Üç kafadar metropolden kaçış olarak görürüz her daim balık avı sevdamızı; kah Egede kah Akdenizde kah ikamet gereği Marmarada

    Menderes YAHŞİ …

    Üstad diye kaleme almayı uygun gördüm hikayemizin kalan kısmında

    Sabah sortisi….

    Saat kadranı üzerinde akrep ile yelkovanın ender buluştuğu anlardan birinde sabahın Sıfır altı: otuzunda sadece dalgaların çakıl taşlı sahile gidiş-geliş sesleri duyulmaktaydı . Ekibin daha henüz vardığı anda sahile; çakıl taşlarında duyulan ayak sesleri Üstadın gelişinin habercisi oldu.

    Karşılıklı tanışma sohbetini ve sabahın sessizliğini yirmi beşlik motorun hafif homurtusu bozdu.

    Önce teknikler ve sonra çeşitli teferruatlar alındı. Bilgi babında Üstad dan. Meğer o teferruatlarmış işin özü. Bildiğimizi zannettiğimiz şeyleri öğrendik gerçekten; o kısa ve öz anlatıdan.

    Sonrasında yem yapmak üzere palamut ile haşır neşir olmaya gelmişti sıra .Koy içinde bir, iki, üç tur derken saatler ilerliyordu. Av için yeterli sayıda, ebadı uygun palamut sarılıverince takımlarımıza, trofeye doğru seğirtme saati gelmişti zaten.

    Koydan çıkarken Üstadın gözü ve gönlü güney batı yönüne doğru kayıverdi, bir anlık da olsa istemsiz, Sulu Ada ve Hacivat mevkine doğru. Evvelki gün tekneye almayı başaramayıp yarı yolda vedalaştığı trofedeydi belli ki aklı hala. Hoş bizimde gönlümüz o yöne bakıyordu. Ama hava gidişe değil dönüşe barikat koyacaktı kat’iyetle ileriki saatlerde.

    Pırasalı Ada…

    Güney doğuya çevirdi Üstad emektarın pruvasını; Pırasalıya doğru. Bir yarım saatlik sürede palamuta sırtı çekerek vardık Pırasalıya. Tutulan palamutlar Üstadın elinde adeta bir terzi edasıyla, ama alışkanlık hızıyla nakşediliverdi dakikalar içinde takımlara.

    Önce ilki, ardından ikinci takım buluştu serin sularla. Pırasalı da birkaç tur, ama nafile, ısrara gerek yok…

    Bazen kıyı bazen açık geçtik geri dönüş yolunu, güneş tepeye yavaş yavaş tırmansa da biz her topuk da her derinlik de sabırla çekiyorduk ardımızda takımları usul usul Ufuk, Erdal, Uğur.

    Üstad ile sohbet demli çayın refakati ile iyice koyulaşmıştı.

    Konsantrasyon ve Sinerji…

    Balığa ve balık avına gönül veren ekibin olmazsa olmazı her ikisi de.
    Dönüş yoluna geçmiştik artık; birkaç saat dinlenip akşam sortisine çıkmanın hesapları yapılırken, sancak tarafından gelen cırlama sesi ile planlar hızla değişiverdi. Dr. Ufuk Şanslı idi, oltanın tezenesi olmuştu sanki çıkrık, susmuyordu. Aynı anda iki iş yapıyordum bir yandan kendi takımımı hızla sudan (teferruat gereği) çıkarmaya uğraşırken, bir yandan da üç yüz metrelik çıkrığın haznesinde gözüm. Haznenin üç de iki si çoktan yitip gitmişti mavi sularda. Biran sessizlik oldu. Artık giden emanetin geri alınma vaktinin işaretiydi bu sessizlik.

    Mehteran takımı gibi avımız, iki ileri bir geri; kah akıyor kah kafa atarak derinliklere kaçmaya yelteniyor; ekip nöbetleşe çıkrığın kolunu devir ediyor bir diğerine .

    Netini belirtti hafif, ama emin bir ses tonuyla Üstad “12 – 13 Kg” dedi. Oysaki daha cüssesini boş verdik, parıltısı dahi gözükmemişti uzaktan.. O kafasında sevdiği matematik ilmi ile çoktan yapmıştı hesabını bizden habersizce. Bir saatin yarısı neredeyse geçmişti, son tur çıkrık Ufukta kaldı; o başlamıştı ona yakışırdı son vuruş… Bizlerde nasibimizi almıştık o keyiften yardım ederken.
    Kuzu alınırken, öğrenilenler hatırlandı HATA YAPMAMAK! Kıstırma kolyesi geldiğinde eline Ufuğun, kolyeyi birimiz; çıkrığı diğerimiz kaptık kayıtsızca. Trofe bordadan içeri alındığında; mücadeleyi başından nihayetine açığımızdaki tekneden seyreden ailenin sevinç tezahüratları ve alkışları neşemizi katmerlemişti.

    Dönüş yolu…

    Sabır ve tecrübenin bileşkesi trofe avı yaptırmıştı işte. Tekne çakıl taşlı kıyıya hoyratça yanaştığında tahminimizden daha fazla bir kalabalığın tebriklerini kabul etmek durumunda kaldık; gururumuz okşanmadı ve yürüyüşümüz değişmedi demek yalan olur doğrusu.

    Ademin Yeri ve Fatih…

    Üstadın tavsiyesi üzerine Ademin Yerine emanet etmeye gittik kuzu yu. Esmer bir Anadolu genci karşıladı bizi. Fatih imiş ismi. Diyarbakır’dan kopmuş gelmiş yıllar önce Adrasan’a. O Adrasan’ı Adrasan’lı onu sevmiş yıllar içinde; sorsan şimdilerde ben Adrasanlıyım dermiş, o kadar çok sevmiş işte.

    “Ne yapcaz abi?” dedi. “İyisini senin bileceğini söyledi, Üstad” dedik.. “Tamamdır abi dedi” kısadan.

    İkinci sorti…

    Birkaç saatlik dinlenceden sonra yine atıverdik palamutla münasebet için takımları sulara. Nafile, bir iri palamut denk düştü sadece. Eski yemlik ve tazesini; çok uzaklarda aramadan nasibimizi, saldık hemen sabah ki meraya. Hava kararmaya yakın saat on dokuz: çift sıfırda takım kanatlandı tekrar, uçarcasına. Cırıltı bu sefer de birkaç dakika sonra kesiliverdi.

    Aganta! dedi Uğur maviliğe doğru; sanki sesini duysun istedi kuzu. Başladı mücadele teke tek bu sefer, hayran hayran seyrettik kadim dostumuzun mücadelesini Ufuk ve Üstad ile birlikte. Kıstırmalar geldiğinde elime; kararan hava derinden gelen bir parıltı ile aydınlandı birden. Bir hamlede alıverdik içeriye. Tamamı bir onluk… kilo olarak.

    Nirvana….

    Akşamın karanlığında teknenin tabanında parlayan bir çift göz ve biz. Sanki ağız birliği etmiş gibi daha sormadan Uğur, “evet” deyiverdik.

    Ağzımızdan kaçmamıştı kelimeler, istemiştik gönülden. Kucakladık on kiloluk kuzuyu, öptük, birkaç kare aldık hatıra olsun için.

    Suyla temas edince silkelendi, hemen canlandı, toparlanıp kayıverdi kollarımdan.

    Bir avcının ulaşacağı son noktadır” dedi Üstad.
    Bir başkası da keyiflensin ve özgürlüğüne bıraksın diye yaptık.
    Her birey ihtiyacından fazlasını almasın denizden diye yaptık.

    Karanlık artık …

    Soluğu Ademin Yerinde aldık. Adrasanlı Fatih maharetini ispatladı bizlere de. Gözlerde doydu karınlar da; bizlerde başkaları da.

    Sanki Adrasan da bir ilk yaşanmıştı, yadırgandık biraz. Fısıltı gazetesi bakkaldan manava, oradan da pansiyonculara kadar tiraj yapmıştı. Hemen herkes bırakılan balığı konuşuyordu; konuşmayan da bize manidar bakış atıyordu yollarda.

    Veda günü ….

    Vira bismillah dedik haftanın ilk günü işe değil bu sefer, balığa. İki üç palamut hoplaya zıplaya yetişti imdadımıza, vaktimizin dar olduğunu biliyormuşcasına. Aynı mera kısadan; daha ilk suya temas, Uğur’a koca bir balon; çıkrık bile mahsunlaştı ses çıkarmıyor; o dahi üzgün besbelli. Rölanti diyorlar Frenkçede ağır aksak gidişe; hem balon merasından uzaklaşıyor bir yandan da balonu çekiyoruz.

    Yokkk artık; benim çıkrık vızıldadı aniden. Kısa kısa cırıltılar; Üstad üç, dört kilo deyiverdi hesapsızca. Bu nasıl bir hesaplamadır cırrr sesi süresinin akan misinaya taksimi eşittir balığın ağırlığı; formül bu olsa gerek. Çekeri mi? Bir dörtlük, şiir değil … kilo

    “Olsun, benim nasip de bu imiş” dedim ve kısa sürede aldık kuzuyu yanımıza. Yakışıklı delikanlı ile birkaç poz sonrasında ailenin haşarısını tereddütsüz koyuverdik; daha bir uzun müddet kuyruk vursun diye mavi sulara.

    Kulaklarını çınlattıklarımız …

    Çok arzu eden, ama tekne kapasitesine takılan Şevket KUTAY
    Beraber çok avımız olan, ama trofe yapmak istediğim Feyzullah KÜÇÜK
    Grubun muzip çocuğu Cihan SUBAŞI
    Bir balık avı fenomeni Mutlu BAŞPINAR

    Üstad sana koca bir teşekkürü borç biliriz ve biz borcunu ifa etmeyi sevenlerdeniz.

    Çokkk, ama çokk teşekkürler sana Üstad Menderes YAHŞİ
    Ufuk KALENDER, Erdal ALP, Uğur ILGIN

    • Menderes Yahşi der ki:

      Biz ne zaman her canlının yaşam hakkına sahip olduğuna inanıp, sadece yemek ihtiyacını avcı kimliğimizle karşılamak dışında, balık avı yapmayı bırakabiliriz ve fazladan avladığımızı “başkaları da avlayıp karnını doyursun” diyerek geri bırakırız, o gün Türkiye balık stoku ve bu stok içindeki trofelerin balık avı turunu yaparak bu işi sektör haline getirip, turizm gün ve kişi başına daha fazla gelir elde ederek refahını arttırabilir.

      BALIĞIMIZI ARTTIRMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER:

      – Denizi temiz tutmak ve temiz kalmasını sağlamak,
      – Ufak balığın büyük balığın yemi olduğunu kabul ederek, ufak balık avından hemen vazgeçerek, ufak balığın çoğalması ve hızla büyümesi için elimizden ne geliyorsa yapmak,
      – Balık avı denetimini karaya çekip hal, büyük satış mekanları, balık lokantalarını vb gibi yerleri belediyeler aracılığı ile her gün ve değişik personelle, onları denetleyen ilgili bakanlık müfettişleri ve teknolojik unsurlarla yaparak etkin kılmak,
      – Balığın çoğalması ve kalıcı olmasını sağlam için amatör balıkçılık dışında hiç bir profesyonel çabaya bir süre izin vermeyip, profesyonellerin bu projeden dolayı oluşacak kayıplarını maaş olarak onlara ödeyerek, milli bir mutabakat içinde bu projeyi yürüterek, süre bitiminde profesyonellerden belirlenecek kotalar dahilinde büyük balık avı yapmalarını isteyerek, balığın çoğalmasını denetleyerek, profesyonellerin bu işten daha fazla kazanmasını sağlarken, balık stoklarının hızla armasını temin etmeliyiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir