BALON BALIGI SORUNU VE COZUM YOLU

Balon Balığı Sorunu ve Çözüm Yolu

2006 senesinde başlayıp, 2012 senesine kadar devam eden gırgır teknelerinin 1 Nisan – 15 Mayıs arasında “Akya Dönemi” olarak tabir edilen özel av izinleri vardı. Bu iznin bu döneme denk gelmesindeki temel sebep; 1 Nisan – 15 Haziran tarihlerinin Akyanın yumurtlama dönemi olması ve bu dönemde büyük sürüler olarak bir araya toplanarak, kıyılara yumurta dökmek için yanaşmalarıdır. Onlar yumurta keseleri dolu bir şekilde kıyılara büyük sürüler halinde yanaşırken gırgır tekneleri de onları bekliyordu. Yumurtlama döneminde, yumurtalarını dökmeden avlanan tonlarca Akya ile Akdeniz’de Akya nesli sona erdi. 2013 senesine gelindiğinde bu izin gırgır tekneleri için iptal edilmişti. Fakat ne gariptir ki, gırgır teknelerinin voli tekneleri Akya avına devam ediyorlar.

Yumurtlama döneminde tonlarca avlanan Akyanın ülkemiz karasularındaki nesli tükenmiş durumdadır. Denizlerimizde görülen Akyalar göçle gelen guruplardan ibarettir. Akya nüfusundaki bu hızlı azalmadan istifade eden Balon Balıkları, Akyadan boşalan koridoru kullanarak ülkemiz kara sularına doğru göçe başlamıştır.

Balon Balıkları 2006 senesinden önce de Akdeniz’de vardı. Fakat çok nadir görülen bir türdü ve boylar çok küçüktü. Muhtemelen kara sularımızda gözüktüğü dönem göç dönemiydi. Ama artık Balon Balığı, Akya nüfusunun azlığından istifade ederek, denizlerimizi Akdeniz’den başlayarak istila etmektedir. Bu istilanın durdurulabilmesinin tek yolu vardır. Büyük balık Miktarının arttırılmasıdır. Çünkü, Balon Balıkları büyük balık baskısından aşırı rahatsız olarak büyük balık sürülerinden ve özellikle Akya sürülerinden uzak durmaktadır. Balon Balığı sistem dışı kalanları yok etme refleksine sahip olduğundan, sistem dışına kendi hem cinsi çıksa bile onu da hiç tereddüt göstermeden yok etmektedir. Bu sebeple büyük balıkla mücadeleye girmek veya yaralanmak gibi bir şansı yoktur. Yaralanan yenmeye mahkumdur.

Balon Balığı Sorununun Çözüm Yolu:

Öldürmek çözüm değildir. Bu yolla balığı bitirme ihtimali yoktur. Her canlının yaşam hakkını korumak insanlık görevidir.

– Balon Balığının bütün Akdeniz’e yayıldığını ve denizlerimizi mesken tuttuğunu kabul edersek yapılması gereken; bazı merkezlerde bu balığı temizleyebilen ehil insanlar yardımıyla balığın ekonomiye kazandırılması yoluna gidilmesi olmalıdır. Ayrıca bu merkezlerde balık temizleme ve doğru değerlendirme eğitimleri verilebilir.

– Bir diğer yolda, Balon Balığının sularımıza girmesine sebep olan büyük balığın azalması sorununu terse çevirmektir. Büyük balığı çoğaltmanın yolu ise, ufak balık avından vazgeçmekle mümkündür. Bir merada ufak balık çoğaldıkça büyük balıklar onları yemek için daha uzun süre o merada kalacaktır. Bu o meranın devamlı büyük balık yapması anlamına geldiği gibi, göçle gelen ufak balığında bu meradan ayrılmasına izin vermeyeceği anlamına gelir. Ayrıca, büyük balığın merada kalma süresinin uzaması, meraya büyük balığın uğrama sıklığını ve merada devamlı balık olması olasılığını da arttıracaktır. Bu dışarıdan bakan için balığın bollaşması olarak tanımlanmaktadır. Bu analizin gerçek sonucu; ufak balığın çoğalması için her şeyin yapılması gerektiğidir.
Kıyıları ufak balık kaynayanın büyük balığı hiç bitmeyeceği gibi, göçle gelen ufak balığında bir yerlere gitme ihtimali kalmaz. Büyük balık, nöbetleşe olarak ufak balığın meradaki bekçisi olur.

Balık Avı Sloganı:

Kıyılarda dokunulmadan özgürce yaşayan küçük balıklar, açıklarda avlayacağımız büyük balığın garantisidir.

Video Link’i:   http://youtu.be/5ZPqt5QO9VU

 

Bir önceki yazımız olan BARAKUDA AVI başlıklı makalemizde Adrasan, Antalya Balık Avı Turu ve Antalya Balık Turu hakkında bilgiler verilmektedir.

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Menderes Yahşi hakkında

Menderes Yahşi: (Rehber ve dalış eğitmeni) 8 Mayıs 1962 senesinde İstanbul doğdu. İ.Ü. İktisat Fakültesini 1986 yılında bitirdi. 1989 - 1995 senelerinde bankacılık. 1995 - 2003 senesinde kurucularından olduğu Escortland Taksim'de bilgisayacılık yaptı. 2003 senesineden beri Antalya-Adrasan'da Deepfishing ve Adrasanbalik olarak, balık avı turları düzenliyor. Evli, bir çocuk babası.
Bu yazı BALIK AVI, BALIK AVI EĞİTİMİ, BALIK AVI VİDEOLARI, FOTOĞRAFLAR kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

BALON BALIGI SORUNU VE COZUM YOLU için 20 cevap

  1. sami Buyukkur der ki:

    Harika

  2. cngzaltnsy der ki:

    Harika bir açıklama ve bilgilendirme olmuş elinize sağlık.

  3. Hakan KIRIK der ki:

    Merhaba,
    bu balon balığının yok mu bir faydası?
    Google’da bakınca zehirli balık diyor. Nasıl bir zehir bu? Kimyada , ilaç sektöründe kullanılıyor mu? Bir tek insana mı zehirli?
    Daha önce de deniz anaları, deniz yıldızları için de bu tarz yazılar okuduğumu hatırlıyorum. Kaçak, yasak avlanma her zaman var ülkemizde maalesef. O yüzden yazınızı fazla önemseyemiyorum açıkçası. Yazı haricinde siz neler yapıyorsunuz bu problemi çözmek için? Teşekkürler….

    • Menderes Yahşi der ki:

      Bir problemi oluşturan unsurları geri çevirebilirseniz soru da çözersiniz. Bunun için sorunun tespitinin yapılması gerekir. Bizim denizcilikle ilgi kurumsal bir yapımız olmadığı için sorunları çözecek refleksimiz de yok. Sizin kişisel olarak masa tenisinde dünya şampiyonu yetiştirme potansiyeliniz var. Ama denizde en yetkin kişinin bile bir sorunu tek başına çöze potansiyeli yoktur. Ya bu sorunla yaşamayı öğreneceğiz, yada hep beraber yapılan hatalardan vazgeçeceğiz ki, sorun çözülme yoluna girsin. Balon Balığı bugünkü durum itibari ile yerleşik balık olmuş ve denizlerimize mal olmuştur. Her şeyi düzeltsek bile Balon Balığından kurtulamayabiliriz. Belki çok da kurtulmamızda gerekmeyebilir. Sonuç olarak tüketilmeye başlanması durumunda, değerli bir besin kaynağı. Bu konuda yapılabilecek en doğru yaklaşım; resmi kanallardan bu balığın temizlenmesi ve tüketilmesi konusunda ciddi bir çalışmadır.

      Balon Balığı zehri konusunda bir arkadaşın çok güzel bir araştırması var onu sizin vasıtanızla paylaşmak istiyorum. Umarım konuya bir nebze ışık tutar.

      Öncelikle herkese selamlar . Bu balon balığı zehirlidir , zehirsizdir , öldürüyor , öldürmüyor ikilemi beni uzun zamandır rahatsız ediyordu . Yazılan çizilenlerle , yaşananlar birbirini tutmayınca kafam karıştı ve araştırmaya geçtim . Önce internet vasıtasıyla neymiş ne değilmiş okudum ama doyurucu , sağlamalı birşeye rastlamadım .

      Sonra Mersinde MSM adlı gıda laboratuvarına başvurdum (balık örneğinden tetrodoxin analizi için) , meğer öyle bir teknolojileri yokmuş , o da boş çıktı …

      En sonunda girdim google a , yazdım su ürünleri fakülteleri diye … Ne kadar su ürünleri fakültesi varsa çıktı. Oralarda görev yapan profesörlerden tutunda araştırma görevlilerine varana kadar ne kadar personel varsa hepsine ulaştım . Hemen hepsine aşağıda yayınlayacağım e-mail i teker teker attım . Yarısından fazlası yanıt vermedi . Yanıt verenlerin bir çoğu da bu konu hakkında bilgi sahibi olmadıklarını , araştırma yapmadıklarını ve bu yüzden yardımcı olamayacaklarını yazdılar .

      Bir tane Doç.Dr. abimiz şöyle yazdı : ^^Selam Mustafa Bey , bahsetmiş olduğunuz konu benim uzmanlık alanıma girmesede araştırmanız için sizi işin uzmanı olan doğru kişiye yönlendiriyorum ^^ diyerek bir adres verdi . Mail adresini araştırdım , aynı üniversitede görev yapan başka bir Doç. Dr. Abi çıktı ve onun yanıtı bu güne kadar balon balığı üzerinde kurulan tabuları yıktı geçti .

      Ona sorduğum soruyla beraber birde şahsi görüşüm vardı (balığın zehiri elde etme yöntemi ile ilgili), sağolsun hocam onu da açıklamalı bir şekilde yıktı O konuda görüşüm yanlış da çıksa doğrusunu öğrendiğim için mutluyum .

      benim yollamış olduğum e-mail :

      Sayın hocam ,
      Ben Mustafa Yılmaz , beden eğitimi öğretmeni ve aynı zamanda amatör balıkçıyım . Denizlerimize kızıldenizden gelmiş olan balon balıkları hakkında bir sorum ve bir görüşüm var . Vaktiniz olurda ilgilenirseniz çok sevinirim .
      SORU : Yaptığım araştırmada (internet ve ansiklopedi) bu balığın son derece zehirli olduğunu gördüm ancak , kendim dahil (o zamanlar bilmiyordum) mersinde bir çok kişinin bu balığı yemesine rağmen zehirlenmemeleri çok garibime gidiyor. Buna bir anlam veremedim , sizce neden ?
      GÖRÜŞÜM : Balon balıklarının zehirli olduğu ve ölümlere yol açtığı çoğrafyalarda , bu zehri yediği avlarından alıp vücudunun çeşitli bölgelerinde biriktirdiği kanaatindeyim . Zira çiftliklerde üretilen balon balıklarının zehirli olmadığı yönünde bir duyum almıştım . Benim görüşüm bu balıkların bizim sularımızda yediği besinlerin zehir içermediği ve bu yüzden balıkta zehir birikmediğidir . Aksi takdirde bunca zamandır yenilen balon balığının bir şekilde insanlarımıza zarar vermesi , zehirlemesi hatta öldürmesi gerekirdi diye düşünüyorum .
      Bu konuda , bilgilerinizi benimle paylaşırsanız çok memnun olacağım hocam . Sağlıcakla kalın …

      Hocanın soruya cevabı :

      Sayın Mustafa Yılmaz,

      Bu balık türüne ait disi bireylerin sadece gonadları (=yumurtalıkları) doktugu kendini ve yumurtalarını belli bir süre koruma saglayabilmesine yarayan bir toksik (=zehir) madde içermektedir. Diger dokularında, yani etinde, derisinde kemiginde, vb., toksik madde bulunmaz. Sonuc olarak, bu zehirlenme vakası ile karşılaşabilmek icin;
      1) Ureme doneminde olunmali,
      2) Disi bir balık yenilmis olmalı,
      3) Balıgin ic organları temizlenirken yumurtalıkları parcalanarak, diger dokulara (deri ve kas) etkin miktarda taksik madde bulastırılmıs olmalıdır.

      Uzak doguda, bu balıgın restoranlarda satılabilmesi icin ozel egitim almis ahci calıstırmak gerekir. Pazar degeri yuksek ve talep goren bir balıktir. Ote yandan, bu balık türünün bir çok benzer yakın akrabası (bunlara da balon balıgi denir) bulunmaktadır ve bunların hepside zehirleme riski içermez.

      Bu balık turunun bizim denizlerimizde yedigi besinlerin zehir icermedigi gorusunuzu, asagidaki sorular dikkate alarak tekrar gözden gecirmenizi oneririm.

      Carnivor (=Etcil) bir canlı olarak yakalayabildigi tum balık, yengec, kalamar gibi canlılar ile beslenen bir canlının zehir uretimine ozgu bir diyeti olması olanaklımıdır?
      Uretilen zehir neden sadece yumurtalıklarında bulunmakta diger dokularında bulunmamaktadır?

      Umarım size bir olcude yararlı olabilmisimdir.

      Saygılarımla,

      Kaynak: http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=43607

      • Serdar CANBULAT der ki:

        Balon balığının iç organları, gözleri ve derisi zehirlidir. Mersin Büyükeceli yöresindeki balıkçılardan bu balığın dikkatli temizlenip yenebileceği bilgisini almıştım. Yakaladığım 1 kg ve üzeri balıkların karnını yarmadan, sadece sırt derisini yüzerek temizlemiştim. Etini sırtından floto olarak çıkartıp, kızartarak tüketmiştim. Bu işlemde hiç deri parçası ve iç organ suyu bulaşmamış olmalıdır. Çok lezzetli, beyaz etli bir balık.

        Not : Adana Ç.Ü. Su Ürünleri Bölüm Başkanlığına gidip konuyu anlattım. Bilgi istedim. Balığın zehir üretmediğini, ancak yediği besinlerdeki zehirli maddeyi vücudunda stoklayıp, kendini koruduğunu öğrendim. Akdeniz’de, tropik sıcak denizlerdeki kadar zehirli yiyecek bulamayan bu balık, tropik denizlerdeki kadar tehlikeli zehir içermiyormuş. Her mevsim aynı etkide değilmiş. Bolca tüketmeme ve misafirlerime ikram etmeme rağmen bir sorun yaşamadım. Fakat ilgili profesör şöyle bir uyarıda bulundu: “ Bu balığın vücudunda biriktirdiği toksik etkili zehir yağda kızartsanız dahi ölmeyen ısıya dayanıklı bir zehir, yemenizi tavsiye etmem ” Bu uyarıdan sonra bu ete eskisi kadar rağbet etmiyorum. Denizlerimizde yaşayan Balon Balıkları ile ilgili mevsimsel incelemeler yapılıp, tehlikesiz dönemler belirlense iyi olur. (Benim yediğim dönem Ağustos-Eylül 2006 dönemiydi.)

  4. ekrem şahinci der ki:

    Bu balıgı, Alanya da orman kampında kaldıgımda oltama geldi. Bazıları misinemi kesdi, bazılarını yakaladım ve kızartıp yedim. Bende zehirlenme olmadı.

    • Menderes Yahşi der ki:

      Adrasan ve Olimpos’da bu balığı uzun yıllardan beri yiyen arkadaşlarımız var. Burada asıl mesele iç organlarına hiç bir şekilde temas etmemek. Yeme konusunda genel kabul gören çözüm bu. Balon Balığının zehri iç organlarının bulunduğu bölgede bir kesede ve/veya yumurtalıklarında. Özellikle yumurtlama döneminde yenilmemesi öneriliyor.

      Balon Balıkları denizlerimize kalıcı olarak yerleştiği için önemli bir ekonomik değer olarak görmekle beraber, yemek konusunda çok aceleci davranılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yenilmesi neticesinde vücudumuzda birikerek sonradan olumsuz sonuçlar verecek toksitler içerme potansiyeline sahip. Bu sebeple bilimsel detaylı bir araştırmanın yetkili ağızlar tarafından açıklanmasını beklemek ve Balon Balığıyla barışık yaşamayı öğrenmek daha doğru olur diye düşünüyorum.

      Bu tehlikeli konuda kendi görüş ve izlenimlerimi konuya ışık tutmak adına paylaştığımı belirtip, Balon Balığını yemek isteyenlerin kendi kişisel kararlarını vermeleri gerektiği konusunda uyarıyorum. Lütfen kendi kişisel kararlarınızla hareket edin.

    • Özer der ki:

      Tamamen şansa yaşıyorsunuz. Allah’tan organlarındaki zehir etine geçmemiş. Birde muhtemelen yaz başı yemişsiniz. Yemeyin olursunuz. Japonya’da bu balığı temizlemek için 4 yıl eğitim alıyorlar. Sonra o temizlenen balığı cesaret göstergesi olarak mafya babaları yiyor.

  5. musa aktürk der ki:

    Ben Fethiye Katrancı orman kampında uzun yıllardan beri tatil yapan amatör bir balıkçıyım. Denizden babam çıksa yerim diyenlerdendim ve Balon Balığını da yerdim. Ancak bir bilim adamının konuyla ilgili “zehir belirtilerini uzun zamanda gösterir, kaslarınızda birikir ve şiddetli kramplara neden olur” dediğini okudum. Bu kas kalp kası olursa ölürsünüz diyordu. Bacak kaslarımın iç kısmında bu krampları bir müddet yaşadım. Bir daha asla yemedim.

    DİKKAT GEÇEN YIL Kamp boşalınca, kampta bakımsız kalan 7 – 8 tane kediye Balon Balığı yedirmiş. Kediler 3 gün boyunca kustular, serildiler. 1 tanesi öldü. Yemeyin, yedirmeyin. Dost tavsiyesi selamlar saygılar.

    • Menderes Yahşi der ki:

      Sizin vermek istediğiniz mesajı anlıyorum. Bence de bu balıkla ilgili resmi kanallar tarafından cidi ve detaylı bir araştırma yapılmadan yenilmesine ben de karşıyım. Ama yinede doğruyu bulmak adına belirtmek isterim ki, Adrasan ve Olimposta bu balığı uzun yıllardan beri yiyen arkadaşlarımız var. Burada asıl mesele iç organlarına hiç bir şekilde temas etmemek. Yeme konusunda genel kabul gören çözüm bu. Balon Balığının zehri iç organlarının bulunduğu bölgede bir kesede ve/veya yumurtalıklarında. Özellikle yumurtlama döneminde yenilmemesi öneriliyor.

      Benim izlediğim kadarıyla, sistem dışına çıkmış sorunlu bir balığa saldırdıklarında, bu kendi hemcinsleri bile olsa fark etmiyor, önce kuyruğuna hamle yapıyorlar. Hayvan etkisiz kalınca da ilk olarak iç organlarını yiyorlar. Her balon balığı bir ısırık aldıktan sonra diğerine yer açıyor. Olay böylece cereyan ediyor. Bence vücutlarında oluşan zehrin kaynağı, diğer hayvanların iç organlarını yemeleri. Bir diğer husus da, kokmaya başlamış yemleri kullanmak zorunda olduğumuz zamanlarda, bu yemlere saldıran tek balığın Balon Balığı olması. Denizde yerken görmedim, ama leş yeme özellikleri varsa, bu da zehrin bir diğer sebebi olabilir. Denizin Akbabaları gibi bir davranış sergiliyorlar.

      Ayrıca öğrenme yetenekleri de çok yüksek. 2006 yılında ilk balon balıkları her türlü takıma kolayca takılırken, şimdilerde bizim Akya oltalarındaki yemlik Palamutları silip süpürdükten sonra, nadiren oltalara takılıyorlar. Bu durum onların çabucak öğrendiklerini gösteren örneklerden.

      Balon Balıkları denizlerimize kalıcı olarak yerleştiği için önemli bir ekonomik değer olarak görmekle beraber, yemek konusunda çok aceleci davranılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yorumunu bizimle paylaşan Musa beyinde belirtiği gibi, yenilmesi neticesinde vücudumuzda birikerek sonradan olumsuz sonuçlar verecek toksitler içerme potansiyeline sahip. Bu sebeple bilimsel detaylı bir araştırmanın yetkili ağızlar tarafından açıklanmasını beklemek ve Balon Balığıyla barışık yaşamayı öğrenmek daha doğru olur diye düşünüyorum.

      Bu tehlikeli konuda kendi görüş ve izlenimlerimi konuya ışık tutmak adına paylaştığımı belirtip, Balon Balığını yemek isteyenlerin kendi kişisel kararlarını vermeleri gerektiği konusunda uyarıyorum. Lütfen kendi kişisel kararlarınızla hareket edin.

  6. yavuz der ki:

    Zaten bizim balıkçılar günü birlik yaşıyorlar. Kendi geleceklerini yok eden trolcüler ve kıyıda fanya gözleri küçük ağlarla balık avlayan köylü balıkçılar. Önüne gelen kıyılarda ağ atarak. Bazıları zehirle, dinamitle yıllarca balık avlayarak daha hayatında yumurta dökme çağına gelmemiş balıkları avladılar. Akya, Orkinos yavruları katliamı şu günlerde yaşanmaktadır. Büyük firmaların AVM lerinde Akdeniz Palamutu adı altında ufacık Orkios yavruları satılmaktadır. Yetkililer göz yumduğu için cezalar uygulanmamaktadır. Bir kere Akdeniz’de Palamut diye bir balık türü yoktur. İstanbul boğazında lüferin yavrusu Çinekop tonlarca avlanmaktadır. Daha yumurtlama yaşına gelmeden lüfer türü de yok olmaktadır. Japonya’da balıkçılar trolü kendileri yasaklamış. Onun yerine çok uzun, ama gözleri büyük ağlar kullanarak balık avları yapmşlardır. Su altı kameraları küçük balıkların ağa yakalanmadığını, ekonoik boydaki balıkların yakalandığını göstermiştir. Ama bizim balıkçılar dibi taraya taraya ne balık, nede yumurta sahaları bırakmışlardır. Her yıl her tekne 30 ton 40 ton Hamsi avlamıştır. Basın da bunu bir meziyetmiş gibi göstermiştir. Marifet tonlarca Hamsi tutarak neslinin yok olmasınımı sağlamaktır. 2 sene evvel 5 kilo hamsi 1 TL den satılırken. Şimdi kilosu 10 – 20 TL olmuşsa, siz düşünün. Bir çok balık türünü yanlış avlanarak yok olması sağlamıştır. Haliyle, boş sulara farklı balık türleri girecektir. Eskiden ekonomik değeri olmayan balıkları şimdi farklı isimlerle tezgahlarda görüyoruz. Yeni nesil balık türlerini bile bilmiyorlar. İskarmoz balığını, Akdeniz Gümüş Balığı diye satıyorlar ya da köpek balığını et balığı diye satıyorlar. Sokar balıkları bile tezgahlarda. İstavrit’in yavrusu KIRAÇA istavrit diye satılıyorlar. Yasal ölçülerin dışındaki balıklar tezgahlarda. Geçenlerde bir AVM de 35CM boyunda bir kılıç balığı gördüm. O balığı tutana da satana da, yiyene de içimden lanet okudum. Parmaktan ince Zarganalar yani bırakında büyüsün. Hayatında bir kere yumrta döksün yazıktır…

    • Menderes Yahşi der ki:

      Yavuz kardeşim, bu yazıdan belirttiğin pek çok şeye aynen katılıyorum. Yalnız düzeltilmesi gereken bir kaç husus var onları burada belirtmek isterim.
      – Akdeniz’de Palamut vardır. Adrasan’da Mart, Nisan aylarında Palamut avı yaparız. https://youtu.be/SHH77ymWZ5M bu link de bizim avladığımız Palamutlardan örnek var. Hatta Torik avı bile yaptık. https://youtu.be/vqvso62jGgU.
      – Sokar (Sokkan) Balığı Akdeniz bölgesinde çok sevilen balıklardandır.
      – İskarmoz Balığı, Barakuda ailesinden balıklardan biridir. Gümüş Balığı (Aterina) ile bir ilgisi yok. Zannederim karışıklık olmuş. Bu düzeltmelerle yazıya bende imzamı atarım.

  7. Mahmut der ki:

    Bu balığı yiyen tek balık Tuna Orkinos gibi büyük balıklardır. Bu balıkları deli gibi avlayan büyük balıkçılar yüzünden nesli tükenmiş ve Balon Balığı nesli artmıştır. Şimdi bunun tek çözümü devlettir. Devlet yasaklamazsa kimse önüne geçemez. Başımızdaki bakan balık tutmayı sevse kesin çözüm bulurdu. Ama demek ki çok önemsemiyor. Cahiliyet tabii ki. Şu denizlerimize kıyıdan 3 mil açığa kadar eski otobüs gibi, araba hurdaları gibi ve hurda gemileri batırsalar hiçbir trol gemisi kıyıya yanaşamaz ve balık nesli çoğalır.

    • Menderes Yahşi der ki:

      Tuna Orkinos Balığının Balon Balığını yediğini dair bil belgeniz var mı? Balon Balığını yediğini gösteren bir video veya bilimsel bir yazıya gibi. Bir videoda bir balığın Balon Balığını yediğini görsek bile o balığın daha sonrasında yaşadığını da görmemiz gerekir. Zehirli bir balığı yiyen balığın zehri muhafaza edeceği bir kesesinin olması gerekir. Balon Balığının zehir kesesi, insanların safra kesesi ve apandisiti gibi. Yoksa o Tuna Orkinos Balığını veya diğer büyük balıklar nasıl yenebilir? Yiyenler zehirlenmez mi? Her sav bir dayanağı olması gerekir. Yoksa insanları yanlış yola sevk etmiş, yanıltmış olmaz mıyız?

      Trol avcılığının durdurulması ve/veya tamamen yasaklanması fikrine ben de katılıyorum. İnsanlığın gıda rezervlerini tükettiği çok açık. Balığın azalmasındaki en önemli unsur olduğu gibi, dişteki doğal yapıyı ve tarihi eserleri de yok ediyor. Acil önlem alınmalı. Acaba kaçımız bakanlığı kişisel olarak yazı yazarak bunu talep ettik? Kamu oyunun gücü çok önemlidir. Kişisel olarak kullanıldığında kamu otoritesi bunu tehdit olarak algılamaz ve elinden geleni yapmaya çalışır.

      • Kerem der ki:

        Ben Datçalıyım. Akya’nın bu balığı yediğini biliyorum. Mahmut arkadaşımızın büyük balıklar derken demek istediği bu olabilir. Çözüm bu olmalı. Akya avı büyük trolcülere yasaklanmalıdır. Yoksa fazla sürmez kıyılarımızda ahtapot, kalamar, sübye ve sair canlılar kalmayacak.

        • Menderes Yahşi der ki:

          Akya’nın Balon Balığını yediğini gerçekten gözünle gördün mü? Yedikten sonra sağ kalabildi mi? Bu konuda kanaatlerden çok gerçek doğrulara ihtiyacımız var. Bu doğrular mutlaka başka izlenimlerle doğrulanmalıdır. Yoksa kanaatlerin paylaşımı çok tehlikeli olabilir. Lütfen, bu konuda samimi cevap bekliyorum.

  8. MENDERES KAPTAN İYİ GÜNLER BENİM SORUM BU BALIK YENDİĞİNDE ZEHİRLENME OLURSA NE GİBİ TEDBİR VE ÇARESİ BENCE BUNUDA BİLMEK LAZIM LÜTFEN BUNUDA ARAŞTIRIRMISINIZ

    • Menderes Yahşi der ki:

      Bu soruya cevap vermek çok zor. Çünkü benim bildiğim ve duyduğum kadarıyla Türkiye’de Balon Balığına bağlı bir zehirlenme vak’ası yaşanmış değil. Bu durumda diğer zehirlenme olaylarından örnekleme yapmak gerekir. Ama bu ne kadar doğru olur? Bu da çok su götürür. Çünkü, Balon Balığı zehri çok etkili bir zehirdir. Zehirlenen kişinin bir sağlık kuruluşuna yetiştirilebileceğini zannetmiyorum. Ufak çaplı rahatsızlanma olabilir. Bu türden şikayetlerin hikayelerini duydum. Her halde böyle bir durumda en doğru şey mideyi yıkamak ve diğer yollarla bağırsakları boşaltmak olabilir.

      Bu konuda en doğru yaklaşım Balon Balıklarından uzak durmak olacaktır. Bu konuda resmi makamlar tarafından ciddi araştırmalar yapılmalıdır. Toplum ancak bu araştırmalar sayesinde daha ciddi bilgilere ulaşabilir. Bu araştırmalar yapılana kadar Balon Balığı yenecek balık kapsamında değildir.

  9. Bizim “Balon Balığı” olarak bildiğimiz, Japonların bir numaralı sushi balığı olan “Tiger Fugu” dur. Bildiğim kadarı ile Japonların bu “Balon Balığından” sushi hazırlayan ustaları 4 senelik eğitimden geçerler. Bu sushi ustaları, uzun süreli eğitimi bitirseler bile “hata yapma” olasılığı vardır. Japonlar bu sushi’yi yiyip eve geldiklerinde “oohhhh bu sefer de ölmedik” diye mutlu olurlar. Çok dikkatli olmak gerekir!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir