BALIK AVI

Balık Avı

Balık avı, amatör balıkçılık kapsamında kişilerin hobi ve spor amaçlı olarak doğayı, denizi ve balığı korumayı ön planda tutarak yaptıkları, mutluluklarını iletişim ve/veya sosyal medya yoluyla paylaştıkları bir dinlencedir. Güzel bir ortamda yapılması durumunda deniz ve balık konusunda bilgilerini arttırırken, mutluluk hormonu da salgılanır.

Balık avı esnasında yiyeceği balığı aldıktan sonra, avlamakta olduğu diğer balıkları denize geri bırakan insanlarda, mutluluk ve tatmin oranının çok fazla olduğunu deneyimlerimizle tespit etmekteyiz.

İnsanlar balık avında yaşadığı iki şeyi ömürleri boyunca unutmaz:

1-   Balık avında oltaya yakalanan büyük balıkla, 30 – 40 dakika mücadeleden sonra teknenin altına getirip, teknenin altında dolaşmasını izlerken oltadan ayrıldığını hissettiklerinde yıkılırlar. Bir süre hiç bir şey yapmadan oldukları yerde oturup kalırlar. Tansiyonları düşer veya tansiyonları çıkar ve çıldırırlar. Aşırı tepkiler gösterirler.

Avın sonrasında yıllar geçer konu balıktan açıldığında, akıllarına ilk kaçan balık gelir. İçleri yeniden cız eder. “Nasıl kaçmıştım” diye yeniden düşünürler. Sonra, ballandıra ballandıra balıkla nasıl mücadele ettiklerini ve sonra balığın avuçlarının içinden nasıl kaçtığını anlatırlar. Kaçan balık, ben deyim 10 kg, siz deyin 20 kg. Zamanla hikayenin önemini insanlara kanıtlamak için balığın ağırlığı artar. Kaçan balık hiç unutulmaz. Zaman zaman hikaye güncellenir.

2-   O günkü balık avı çok verimli geçiyordur. Yenecek balık alınmıştır. Ama ava doyulamadığı için avın devamı istenmektedir. Hemen insanlar kendilerine bir söz verirler. “Bundan sonra yakaladığımız balık ne olursa olsun geri bırakacağız”. Bu aşamadan sonra yakalanan her balık geri bırakılmaya başlanır. Bir ara öylesine güzel bir trofe oltaya takılır ki, akıllara zarar. İki saat sizi uğraştırır. Kollarınız kopar. Bazen dayanamayacağınızı hisseder “ ben bu kadar niçin uğraşıyorum, zaten gelen balığı bırakmayacak mıyız?” diye düşünürsünüz. Sonra, balığı dışarı almadan bırakmanın mümkün olmadığını hatırlayıp, oltayı çekmeye devam edersiniz. Bu şekilde, zaman zaman gelgitler devam ederken balık aşağıda gözükmeye başlar. Son bir gayretle balık yukarı alınır. Aceleyle video ve fotoğraflar çekilir. Tam balığı bırakacakken “bu kadar uğraşıp hayatımın balığını avlamışım neden bırakıyorum” dedirtir, şeytan. Yakaladığınız balıklara bakar “yiyeceğim balığın fazlasını zaten avladım, bu balığı bırakırsam ileride daha büyüklerini yakalama şansım olacaktır” deyip balık denize iade edilir. (***)

Avın sonrasında yıllar geçer konu balıktan açıldığında akıllarına ilk gelen, ne kadar olgun davranıp sözünüzü tuttuğunuzdur. Balığı kaçırma hikayesinin bitmesini bekler, sıra size gelince bırakma hikayesini hiç bir şey katmadan anlatmaya çalışırsınız.

(***) Eğer ki tam olarak yaptığınıza inanarak balığı bırakma kararı vermişseniz. Tam o anda, sizde karşı konulması mümkün olmayan bir değişim başlar. Artık kendinizi balık avı konusunda bir tık ilerde görmeye başlarsınız. Balık avı hobi olmaktan çıkar, hayat tarzınız olur. Artık siz onuruyla balık avlayan, avladığı balığa büyük saygı duyan, sadece ve sadece avladığı balığı yemek için avlayan biri olursunuz. Yiyeceğinizin dışında balık avlamamaya başlarsınız.

Böyle birisinin avına şahit olmuştum. O gün balık avı çok bereketliydi. Akya avı yapmak için Palamut avlıyorduk. Akya avı için 10 adet palamut tutmamız gerekiyordu. 5 – 6 Palamut yakalamıştık. Bir ara bu arkadaşın kaloma boşaldı. Tekneyi durdurup balığı çektik. Palamut’u tekneye aldığımızda, Palamut kendisini kurtarmak için normalin çok ötesinde, öylesine büyük bir mücadele veriyordu ki, arkadaş Palamut’un bu kurtulma isteğinden etkilenerek, dayanamayıp “ben, bu kadar kurtulmak isteğiyle mücadele eden balığı almak istemiyorum. Madem, bu kadar kurtulmak istiyor, ben de bu Palamut’u bırakıyorum” deyip Palamut’u denize iade etti. İşte, avcılık etiği bu… Avına saygı duymayan, o avı hak edemez.

Zaten avın doğası gereği, avımıza saygı duymaz yaşam alanını pervasızca rahatsız edersek, avın yapacağı tek şey kalır. O da, yaşadığı bölgeyi tek edip göç etmektir. Göç ederek yerini değiştiren bir canlıyı tekrar aynı yere getirmek çok zordur. Belki göç eden başka balık türleri o bölgeyi mesken tutabilir. Doğrusu, avımıza fazla baskı uygulamamaktır. Bu nasıl olur. Ancak, yiyeceğimiz balığı avlarsak sorun kalmaz. Balığı bu şekilde avlamamız durumunda ne balık biter, ne de hiç bir avcı balıksız dönmez. Yok eğer, herkesin yiyeceği balığı bir kişi avlamaya kalkarsa, balık rahatsız olacağından bölgesini değiştirir. Daha da rahatsız olursa, derin sulara doğru çekilir.

Adrasan’da düzenlediğimiz balık avı turlarının, ne şekilde yapıldığı bilgisini http://www.adrasanbalik.com/tur-sekli/ linkinde bulabilirsiniz.


 

 

Bir önceki yazımız olan ADRASAN - ANTALYA başlıklı makalemizde Adrasan, Adrasan - Antalya ve Adrasan - Ekonomi ve Alternatif Turizm Faaliyetleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Menderes Yahşi hakkında

Menderes Yahşi: (Rehber ve dalış eğitmeni) 8 Mayıs 1962 senesinde İstanbul doğdu. İ.Ü. İktisat Fakültesini 1986 yılında bitirdi. 1989 - 1995 senelerinde bankacılık. 1995 - 2003 senesinde kurucularından olduğu Escortland Taksim'de bilgisayacılık yaptı. 2003 senesineden beri Antalya-Adrasan'da Deepfishing ve Adrasanbalik olarak, balık avı turları düzenliyor. Evli, bir çocuk babası.
Bu yazı BALIK AVI kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

BALIK AVI için 2 cevap

  1. Menderes Yahşi der ki:

    thank you for your response.

  2. Geri izleme: torik avı | adrasanbalik.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir