AKTİVİTELER

LİKYA YOLU

Dünya’nın en uzun, 10 yürüyüş yolundan biri olan, Fethiye’den başlayıp, Antalya’ya kadar devam eden, 500 km. Likya Yolu’nun, bir bölümü Çıralı, Olimpos, Adrasan ve Gelidonya’dan geçmektedir. Işık ülkesi Likya’nın en doğu kenti olan Olimpos, İ.Ö. II.yüzyılda kurulmuş, bir liman kentidir. İ.S. XV.yüzyıla kadar, varlığını korumuştur. (OLİMPOS bakınız).

GelidonyaFeneri 031 GelidonyaFeneri 079 GelidonyaFeneri 097

Antik dönemlerde, “Likya Yolu” olarak adlandırılan günümüzde, yerli ve yabancı doğa tutkunlarına inanılmaz güzellikler sunan Likya patikası; İngiliz, Kate Klowe’un önderliğinde yapılan tanıtım çalışmalarında, yurtdışında, Antalya’yı eşsiz bir yere getirmiştir. Likya yolu’nun birinci bölümünde; Faralya (Uzunyurt) Köyü, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara, Letoon, Xanthos ve Patara Antik kentleri. İkinci bölümde ise; Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Adrasan, Gelidonya Feneri, yüzyıllardır sönmeyen ateşi ile Chimeara (YanartaşÇıralı) ve Olympos yer almaktadır. Bu rotalar, geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışmalarla, kırmızı, beyaz; bir birine paralel iki çizgiyle, işaretlenmiş ve başlangıçları tabelalarla gösterilmiştir. Bu nedenle, bir işaretteyken, diğer işareti görebiliyorsanız, yolları bulmakta fazla zorlanmıyorsunuz. Buraya gelen gezginlerin, yol ayrımlarda, taşları üst üste dizerek, yol gösterici işaretler koyması, kaybolmanızı önlemektedir…

 

Adrasan – Gelidonya Feneri yürüyüşü:

Rota: Yolun tamamı, patikadır.

Ulaşım: Parkurun başlangıç noktasına, araçla gidilebilir.

Zaman : Bu parkur yaklaşık, 7-8 saat sürer.

Su Kaynakları: Yaz aylarında, sadece bir yerde su bulma şansımız vardır. Bazen o da, olmayabilir . Bol miktarda su tedarik etmek, gereklidir.

Uyarılar: Bu parkur çok uzun ve zordur. Başlanğıç yerine bağlı olarak; 17 veya 22 km. arasıdır. Daha önceden planlayarak, aracın Gelidonya Fenerinden, patikayla indiğiniz noktada, mutlaka sizi beklemesini sağlamalısınız. Dönüşü, bu araçla yapabilirsiniz.

Kamp yeri: Gelidonya Feneri’nin bulunduğu bölgede, yeterli miktarda su bulundurmak şartıyla, kamp kurabilirsiniz.

Yürüyüşe, Üçbuk Koyunda bulunan Likya Village ( Likya Köyü) tesislerinin bulunduğu yerden, başlarız. Buraya kadar, sahilden toprak yol bulunmaktadır. Bu parkur, bölgenin en görkemli coğrafyasından geçer. Kızıl çam ormanları içinden devam eden yürüyüş, ilerledikçe defne, keçiboynuzu, zeytin ve sakız ağaçları (Menengiç) arasından geçilerek, sürüp gider. Önceleri biraz dik bir çıkışla başlayan parkur, tepe noktasına ulaştığı zaman, sahip olduğu Adrasan manzarası ve ilerledikçe, Markiz Dağı’nın görkemi ile anılacaktır. Bu noktadan sonra yürüyüşümüz, Gelidonya Feneri’ne kadar, Markiz Dağı eteklerinden, Sulu Ada manzarası ile devam eder. Yolculuğumuz boyunca rastlayacağımız tek kavşak olan bölge geçildikten sonra, bölge halkının Avcu olarak adlandırdığı, çok eski bir antik yerleşim alanına varırız. Yürüyüşün sonlarına doğru, makilik ve fundalıklar arasından, Gelidonya Feneri ve Beş Adalar’ın görüntüsü, anlatılması zor duyguların, tarifsiz neşesine dönüşür. Sonsuz bir deniz ve masal ülkesi var, karşınızda. Güneş, bir kadeh şarapla uğurlanır, burada. Çok güzel yaşanmış bir günün ardından, tüm denizcilere ve fenercilere selam olsun…

Gelidonya Feneri:     

Kumluca ilçesi Taşlık burnunda, Tarihi Likya Yolu üzerinde inşasına başlanmış, 1936 yılında hizmete açılmıştır. 227 metrelik rakımıyla, Türkiye’ nin en yükseğe konumlanmış feneri olan Gelidonya Feneri, sivri kayalıklar üzerine ulaşımı oldukça zor olan ve günümüzde bile elektrik ulaştırılamadığı için, elle kurularak çalıştırılan, bir deniz feneridir.

Fenere ulaştığınız zaman, denizin beş adalarla ( Gelidonya adaları, Şıldanlar) birlikte oluşturduğu, alabildiğine gizemli ve vahşi güzellikler karşısında, ürpermemek mümkün değildir. Tarifi zor duyguların yaşandığı bu noktada, zamanın durduğunu hissedersiniz. Belki de, burası adı henüz konmamış bir masal ülkesidir. Doğanın yalnızlığında, çam ağaçları kokuları arasında, Akdeniz güneşiyle yıkanan Gelidonya Feneri, Türkiye’ nin en etkileyici, en güzel manzaralı deniz feneridir. Özellikle akşama doğru, güneş batımında oradaysanız. Dalarsınız gizemli maviliklere, hiç çıkmak istemezsiniz. İnsanın, zamanı durdurmak istediği yerlerden biridir, burası… İnsanın, yalnızlığını ve birliğini keşfettiği andır, o an…

 

Musa Dağı Geçişi: ( Adrasan – Olimpos – Çıralı)

Rota: Parkurun tamamı, patikadır.
Ulaşım: Parkurun başlangıç noktasına, araçla ulaşılabilir. Adrasan Halinin bulunduğu noktadan, Kanlıdere üzerindeki köprü geçilerek, yürüyüş rotasına ulaşılır. Yürüyüş sonunda eğer, Çıralı’dan Adrasan’a dönecekseniz, aracınızı önceden organize etmeniz gerekir.

Zaman: Ortalama, 7-8 saatlik bir etkinliktir.

Su Kaynakları: Bu parkurda, kış aylarında, su sıkıntısı çekilmez. Yol üzerinde bulunan ve sürekli akan bir çeşme ile Yaylalık mevkiinde bulunan ikinci bir çeşmeden, su temin edilebilir. Yaz aylarında, Yaylalık mevkiinde bulunan çeşmede, su çok azalmaktadır. Bu nedenle yedekte, yeterli miktarda su bulundurulmalıdır.

Uyarılar: Bu parkurun, dik çıkışlı ve inişli, zor bir parkurdur.

Kamp Yeri: Kamp yeri olarak, en uygun yer, Yaylalık Mevkiidir.

997 m yükseklikteki Musa Dağı, isminden dolayı Musa Peygamber’den, ünlü Abdal Musa’ya kadar, çeşitli söylencelerin kaynağı olmuştur. Bu nedenle, insanların sürekli olarak ilgisini çekmiş ve merak uyandırmıştır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların sonucunda, Yukarı Olimpos Kenti’nin Musa Dağı’nda olduğu kanıtlanınca, yerli ve yabancı her kesimden insanların bu dağa karşı ağaçlarıyla, sarp yamaçlarıyla, antik kentiyle, tüm doğa severleri, kendisine çekmektedir. İleride, sola sapan yol izlenerek, zeytin tarlasının içinden geçen patikayla, tırmanışa başlanmış oluruz. Zeytin tarlasının bulunduğu yere, Taşınbaşı denir. Bir saate yakın bir yürüyüşten sonra, güzel taş evin bulunduğu bölgenin ismi, Akçabelen dir. Dereye doğru yürüyüşün devamında, enfes bir pınara rastlarız. Patikayı takip ederek, 725 metre yüksekliğindeki, Yaylalık Mevkii’ne varırız. Küçük çoban eviyle, hemen arkasında, büyük bir harman yeri vardır. Bu noktadan, Adrasan beldesinin ve çevre köylerin manzarasına doyum olmaz. Biraz aşağıda, çeşme bulunur. Bu çeşmenin suyu, yaz aylarında azalsa da, hiç kesilmeden akar. Sırtımızı çoban kulübesine doğru dönüp, diret olarak karşıya çıktığımız zaman, Olimpos Antik Kenti’ne 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra, ulaşırız. Yaylalık Mevkii’nden devam ederek, iki saatlik yürüyüşle, ağaçların sarmaş dolaş olduğu tünellerden geçerek, Çıralı Koyu’na doğru gideriz. Bahar aylarında yapılan yürüyüşlerde, defne ağacının çiçeklerinin büyülü kokusuna kapılıp, mitolojideki Daphne öyküsünü hatırlarız. Güzel Daphne kaçar, Apollo kovalar.

 

Yanartaş – Ulupınar Dere’si yürüyüşü:

Rota: Yanartaş’a kadar giden yolun büyük bir bölümü asfalt, az bir bölümü de, topraktır. Giriş kapısından sonra, yürünen yolun tamamı, patikadır. Çıralı asfaltına gelindiğinde, parkur bitmiş olacaktır. Buradan köye kadar olan yol, asfalttır.

Ulaşım: Parkurun başlangıç noktasına; yürüyerek ya da arabayla ulaşmak mümkündür. Çıralı köyünden; hem dağ tarafından gidilerek, hem de deniz kenarından gidilerek, parkurun başlangıç noktasına ulaşılabilir.

Zaman: Parkurun tamamı, yaklaşık 4-5 saat süren bir etkinliktir.

Su Kaynakları: Parkurun başlangıcında, yeterli miktarda su temin edilebilir.

Uyarılar: Dere geçişli bir parkurdur. Kış ayları ve bahar aylarında, derenin su seviyesinin yükselmesinden dolayı, en tehlikesiz yer, tercih edilmelidir. Parkurun giriş noktasında bulunan Yanartaş antik yerleşim alanı için, giriş ücreti ödenecektir.

Kamp Yeri: Dere kenarlarında, uygun olan yerlerde, kamp kurulabilir. Ayrıca, yeterli suyunuz olması koşuluyla, ikinci yanarda bulunan tepede, kamp kurulabilir.

Bu parkurun başlangıç yeri, Yanartaş Antik Kenti’nin giriş bölümündendir. Yanartaş’a kadar yarım saatlik hafif eğimli, antik yol üzerinden, ulaşılır. Yanartaş’dan sonra, patika biraz daha dik bir eğimle yine, yarım saatlik bir yürüyüşle, ikinci yanara ulaşılır. Bu bölgeye, yöre halkı “Suvusıçrayan” yani fokurdayan su, demektedir. Bu bölgenin manzarası, görüşmeye değerdir. Bir yandan, çıralı sahilleri, Ceneviz ve Sazak koyları, diğer yanda Tahtalı Dağı’nın görüntüsü. Buradan sonraki yolumuz, dik bir inişle yine, kızıl çam ormanları içinden geçilerek, Ulupınar Vadisine ulaşılır. Vadinin etrafı, çınar ağaçları ile çevrilidir. İlkbaharda yeşil bir doku, sonbaharda kiremit rengine bürünmüş, tarifsiz güzelliklerle dolu, bir manzara. Dilerseniz, Ulupınar Vadisi’nde bulunan restoranlara, kısa bir yürüyüşten sonra ulaşabilir. Yemekten sonra tekrar, kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Dereden sonra yol, inişi ve çıkışı olmayan düz ve kolay bir patikadır. Çınar ağaçları ile kaplı Ulupınar deresi, solumuzda olmak üzere, güney yönünde devam ederek, yöre halkının Değirmenocağı ismiyle adlandırdığı, bölgeye gelinir. İsminden de anlaşılacağı gibi, bu bölgede, eski bir su değirmeni bulunur. Değirmenin önünde bulunan ağaçlar, turunç ağaçlarıdır. Değirmenden sonra, çok kısa bir yürüyüşle, Çıralı koyu’na giden yola ulaşılır. Buradan, asfalt yolla Çıralı’ya, bir saatte yürünebilir. Otostop imkanı vardır.

 

Tahtalı Dağı Yürüyüşü:

Rota: Beycik köyü ile parkurun başlangıç noktası arası, toprak yoldur. Parkurun başlangıç noktasından, Tahtalı Dağı’nın zirvesine kadar, yol patikadır.

Ulaşım: Parkurun başlangıç noktasına aracınızla ulaşabilirsiniz.

Zaman : Toplam etkinlik süresi, 9-10 saat sürmektedir.

Su Kaynağı: Uzun bir parkur olduğundan, bol miktarda su tüketilmektedir. Yürüyüşçülerin, yanlarında su getirmesi uygun olacaktır. Yanına su almayı unutanlar için, en son, Emzik Çeşme’den su alınabilir.

Uyarı: Bu parkur uzundur. Çıkışları diktir. Geceye kalınmadan dönülmelidir.

Kamp Yeri: Kamp kurmak için en uygun yer, Emzik Çeşme’dir.

Deniz sahilinden dik olarak, 2366 metre yüksekliğine erişen, dünyadaki dört dağdan biridir. Tahtalı Dağı’nın zirvesi, dünyanın balkonu gibidir.
Tüm Akdeniz, Antalya kent merkezi, çevre köyler, kasabalar, hepsi ayaklarınızın altındadır. Parkurun başlangıç noktasından, Beycik köy merkezi arası, 1 km’dir. Yürüyüşün başladığı noktada, yükseklik 880 m.dir. Dik bir çıkışla başlanır. Her mevsim ayrı bir güzellikte olup, ilkbahar manzarası, çok daha çekicidir. Kızıl çam ormanları içinden, yaklaşık 45 dakika sonra, Emzik Çeşme’ye ulaşılır. Yeterli su alınmalıdır. Çünkü, ilerde su kaynağı yoktur. Buz gibi bir kaynak suyu ve çınar ağaçlarıyla burası, cennetten bir köşedir. Yükseklik ise 1150 m’dir. 1350 m’ye geldiğinizde, çam ormanının yerini, muhteşem görünümlü, sedir ormanlarının aldığı görülür. Yürüyüş başlangıcından itibaren 1,5 – 2 saat sonra, Çarşak denilen, taşlık bir alana varılacaktır. Sedir ormanı, son derece etkileyici, estetik olarak seyrine doyum olmayan bir ormandır. Yaklaşık, 1575 metreye geldiğinizde, patikanın ortasında, dev bir sedir ağacına rastlanır. 1800 metreden sonra, orman biter. Ala Karlı, Çarşak bölgesine varılır. Burası parkurun, en zor bölümüdür. Tahtalı Dağı’na yapılacak kış ve ilkbahar çıkışlarında, yanınızda getirmeniz gereken malzemeden biri de, kar çukurlarıdır. Yorucu, dik çıkışların sonunda, yaklaşık, 4-5 saat sonra, zirveye çıkmış olur. Tahtalı Dağı’nın zirvesinde, Bulutların üzerinde olmanın tadına varabilirsiniz.


 

 

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir