ADRASANDA SINARIT AVINA DOYDUK

Adrasanda Sinarit Avına Doyduk :

Adrasan sahilinde Mustafa abinin teknesini denize indirip, dip sırtısı yapmak amacıyla kıyıdan açıldık. Adrasan Fenerinin önüne yaklaşırken, dip oltalarını denize bıraktık. Adrasan Fenerinin önünden başlayarak, Sulu Adaya kadar dip sırtısı yapmayı planlamıştık.

Oltaları denize bıraktıktan sonra, harika bir Adrasan sabahında kahvaltı faslına başladık. Adrasan’ın bakir doğasında kahvaltı yapmak, balık avı turunda bulunmak, insana kendini ayrıcalıklı hissettiriyor. Bu düşünceler içinde kendimi dünyanın en şanslı insanları arasında hissederek çok mutlu oldum. Etrafta bizden başka kimse yoktu. Bu sakinliğin içinde denizde olmak beni mutlu etmek için yetiyordu. İnsan, bu sesizliğin içinde kendisiyle öyle sohbetlere dalıyor ki, anlatamam. Sonra, Mustafa abi ile sohbete başladık. Tekne Adrasan’ın mavi denizini yararak Sulu Adaya doğru yoluna devam ediyordu.

Hurmaya geldiğimizde, Mustafa abi Hacivat Burnuna doğru dönerek Palamut için yüzey takımı çekmek istedi. Palamut avı yapabilirsek, Akya için yemli olta çekmeyi planlıyordu. Kendi dip oltasını toplayarak, Palamut için yüzey takımını denize bıraktı. Tekne Palamut avı için biraz hızlanmış olsa da, ben hala dip sırtısı çekmek konusunda ısrar ediyordum. İçimde dip sırtısı ile Sinarit avlayacağıma dair büyük bir inanç vardı. Hacivat Burnuna 300m kala benim kaloma hızla boşalmaya başladı. Mustafa abiye “balık geldi” dedim. Fakat beni duymadı. Muhtemelen, “Palamut’u nerede bulabiliriz” diye ince hesaplar içindeydi. Tekrar “abi oltada büyük balık var. Tekneyi durdursana” dedim. Mustafa abi, düşüncelerinden sıyrılarak, hemen tekneyi durdurarak “takılmış olmasın” dedi. “Yok abi, balık var. Vuruşları çok bariz belli, muhtemelen büyük bir Sinarit geldi” dedim. Sinarit sözünü duyar duymaz oltasını hızla toplamaya başladı.

Taşlara yakın olduğumuzdan, Sinarit taşa girmemesi için oltayı olabildiğince seri bir şekilde toplamaya çalışıyordum. Birazdan Sinarit teknenin yanında gözüktü. Mustafa abinin yüzü gülüyordu. Sinarit’i teknenin yanına yaklaştırdığımda hemen uzanıp Sinarit’i tekneye aldı. Sinarit teknede oynamaya başlayınca, Mustafa abi de şarkı söylemeye başladı. Keyfimiz yerine gelmişti. Mustafa abi, Sinarit’e şöyle bir baktı, “madem burada Sinarit var, Palamut için olta çekmenin bir anlamı yok” deyip, dip sırtısı yapmak için oltasına tekrar takıp suya bıraktı.

Sinarit’i avladığımız yeri tekrar çekerek, yönümüzü Sulu Ada istikametine çevirdik. Hurmaya doğru döndük. Koyun ortalarına henüz gelmiştik ki, Mustafa abi tekneyi biraz yavaşlattı. Tam o yavaşlamayı fırsat bilen bir Sinarit oltaya atladı. Mustafa abinin kaloma hızla boşalmaya başladı. Mustafa abi, tekneyi taşlardan uzaklaştırmak için dışa doğru açtı. Fakat, olta biraz boşa düşmeye başladığı için oltayı da sarması gerekiyordu. Bana “motoru sen tutsana” deyince, oltamı toplamayı bırakıp, tekneyi dışa doğru çıkarmaya başladım. Aklım da oltamdaydı. Biran evvel oltamı toplamam gerekiyordu. Mustafa abi “bu daha büyük bir Sinarit olmalı, çok asılıyor” dedi. Bir yandan tekneyi dışa doğru açarken, oltamı da toplamaya çalışıyordum. Taşlardan uzaklaştığımıza kanat getirince motoru durdurdum. Artık, Mustafa abinin çektiği Sinarit’e konsantre olabilirdik. Taşlardan uzaklaşıp motoru da durdurunca, balık dahil hepimiz rahatlamıştık. Mustafa abi oltayı daha rahat çekmeye başlamıştı. Biraz sonra, Sinarit bütün ihtişamıyla teknenin altında gözüktü. İyice tekneye yaklaştığı anda uzanıp Sinarit’i tekneye aldım. Sinarit, teknede oynamaya başladığında, Mustafa abi yine şarkılar söylemeye başladı. Keyfimiz tam anlamıyla yerine gelmişti.

Teknede ikinci Sinarit olunca, artık balık avına devam etmenin bir anlamı kalmamıştı. “Yeter” diyerek balık avına son verip geri dönüşe geçtik. Güzel bir Adrasan gününde balık avına çıkmışız biri 3 kg, diğeri 5 kg iki tane çok güzel Sinarit avlamışız. Daha ne isteyelim.

Keyifle dönerken Adrasan Feneri hizasına geldiğimizde, etrafta Yunus sürüsü gördük. Bir sürü Martı da üzerlerinde uçuşup duruyordu. Biz oldukça hızlı bir şekilde, Adrasan Koyuna girmek üzereydik. Birde baktık bir Yunus Balığı bizim tekneyle yarışa tutuşmuş, bir metre yanımızda bizim hızımızda yüzüyor. Bir süre bizim tekneyi takip etti ve sonra dalarak yanımızdan ayrıldı. Bu kadar güzel bir gün ancak böyle sonuçlanabilirdi.

Adrasanda Sinarit Avına Doyduk

Adrasanda Sinarit Avına Doyduk

Adrasanda Sinarit Avına Doyduk

SINARIT AVI BEREKETI BABA OGLU COK SEVINDIRDI


 

 

Bir önceki yazımız olan SINARIT AVI BEREKETI BABA OGLU COK SEVINDIRDI başlıklı makalemizde Adrasan Balık Avı, Antalya Balık Avı ve Balık Avı hakkında bilgiler verilmektedir.

Menderes Yahşi hakkında

Menderes Yahşi: (Rehber ve dalış eğitmeni)

8 Mayıs 1962 senesinde İstanbul doğdu. İ.Ü. İktisat Fakültesini 1986 yılında bitirdi.
1989 – 1995 senelerinde bankacılık. 1995 – 2003 senesinde kurucularından olduğu Escortland Taksim’de bilgisayacılık yaptı. 2003 senesineden beri Antalya-Adrasan’da Deepfishing ve Adrasanbalik olarak, balık avı turları düzenliyor. Evli, bir çocuk babası.

Bu yazı BALIK AVI, BALIK AVI HİKAYELERİ, FOTOĞRAFLAR kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir